Tarsus Ergezer ailesi Tarsus haberleri bilgileri resimleri

TARSUS MERSİN Tarsus Mersin'in en büyük ilçelerinden biridir. Nüfusu Merkez 400.382 bağlı köylerin 131.823 tür. Çok zengin bir tarihi vardır. Kuran-ı Kerim'in Kehf Suresinde geçen Ashabı Kehf (Yedi Uyurlar) kaldığı mağaranın Tarsus'ta  olduğu söylenir. Hazreti İsa'nın 12 havarisinden biri olan Saint Paulus Tarsus'ta yaşamıştır. TARSUS TARİHİ Kuruluşu 8000 yıl öncesine Yeni Taş Çağı'na dayanan Tarsus adını Kent Tanrısı Sandon'dan almıştır. Tarsus 'un kuruluşuyla ilgili birçok bilgi Roma İmparatorluğu çağlarında özellikle Augustos döneminde çıkmasına karşı tarihi bir bilgi olarak kabul görmez. Mitolojideki Pegasus(kanatlı uçan at) yada Bellerofontes Kilikya ovasında yolunu şaşırmış ve Tarsus'un bulunduğu yerde ayağı sakatlanmış ve latince ayak tabanı anlamında Tar-sos adı şehre verilmiştir. Başka bir efsanede ise kentin kurucusu Kilikya Tanrısı Sandon ile tuttukları Herakles'dir. Antik gezgin ve coğrafyacı Strabon, "Coğrafya" kitabında kentin kuruluşuyla ilgili olarak:"Tar-sos'a gelince o bir ovada uzanır İo'yu araştırmak üzere Triptolemosla birlikte dolaşan Argoslular ca bulunmuştur." diye bilgi verir. TARSUS İLK YERLEŞİM Gözlükule höyüğünde yapılan kazılar sonucu burada ilk yerleşimin Yeni Taş Çağı döneminde başladığı ve Orta Tunç Çağına dek kesintisiz devam ettiği anlaşılmıştır. TARSUS ANTİK ÇAĞ Belli bir süre Asur egemenliğinde kaldıktan sonra Perslerin MÖ333'te Büyük İskender'in yönetimine geçmiştir. Tarsus MÖ 66'da Kilikya bir Roma vilayeti olduğunda büyük gelişme gösterdi. Tarım, ticaret, büyük gemilerin akarsuda sefer yapmaya başlamalarıyla ticaret ve kültür merkezi durumuna geldi. Strabon, filozof, dil bilgini, şairin Tarsus'da yaşadığını, kültür hayatına etkilerini, Tarsus'un bilim ve üniversite kenti olduğunu bu konuda İskenderiye ve Atina'yı geçtiğini yazar. Tarsus'da Antonius dönemindeki antik bilim adamlarının yazdıkları kitaplar toplanarak 200.000 ciltlik eşsiz bir kütüphane oluşrul_ muştur. Yunan kaynaklarında Tarsus hakkında verilen bilgilerde saraylar, pazar yerleri, caddeler, köprüler, hamamlar, çeşmeler, stadyum, Paulus Tapınağı vs. bahsedilir. Xenophon'dan sonra antik yazarlar cydnos akarsuyunun kentin ortasından geçtiğini yazmaktadır.Günümüzde liman etrafında, liman ve Tarsus arasındaki bölgede yerleşim olduğunu ispat edecek izler vardır. TARSUS ORTAÇAĞ Tarsus Ortaçağ'da birçok Arap ve İslam bilgininin ilgi konusu olmuştur. Bunlar Tarsus'un büyük, güzel bir kent olduğunu, surların beş kapısı ve etrafında hendeklerin olduğunu yazmaktadır. Ünlü Osmanlı Kaptanı, Coğrafyacı Piri Reis'in yazdığı "Kitabı-ı Bahriye" eserinin 4. cildinde Tarsus'la ilgili bilgiler bulunur. Tarsus ova üzerine kurulmuştur. Önünde TArsus çayı vardır. 1671'de Tarsus'a gelen Evliya Çelebi. Tarsus hakkında: "Tarsus kalesibir düzlük üzerinde, denizden bir saat uzakta, daire biçiminde Halife Memnun yapısıdır. Çevresi500 adım, iki kat sağlam bir kaledir.Kalenin içinde üstü toprak damlı evlerle dolu üç mahaller vardır. Kalenin üç kapısı vardır. Mevcut 15 cami içinde Eski Cami 300 yıl önce yapılmış, kiliseden bozma bir yapı idi. Tarsusda ayrıca 6 medrese, 7 sıbyan mektebi, 2 hamam, 2 han ve 317 dükkan vardır, İbrahim Halife Camii'ne bitişik 80 dükkan kagir bina kentin bedestenidir. Tüm sokaklar kaldırımsızdır. Tatlı limonu, turuncu, zeytini, inciri, nar, hurma, ve servileri şeker kamışı, pamuğu meşhurdur. Bu kentin suyu ve havası ağır olduğundan, bahardan sonra kentte bir kişi kalmayıp Bulgar yaylasına çıkarlar. Halkı Türkmen'dir" TARSUS YAKIN TARİH osmanlı İmparatorluğunun koruması altıdna 1832 yılına kadar işgale uğramamıştır, Kavalalı Mehmet Paşa'nın oğlu İbrahim paşa'nın Çukurovayı işgal etmesi ile 8 yıl Mısır egemenliğinde kalmıştır.Bu dönemde mısırdan getirtilen uzun lifli pamuk üretilmeye başlanmış ova yeniden bir tarımsal üretime açılmıştır.
Tarsus, en eski yerleşim yerlerinden biri olup, ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu hakkında kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak Gözlükule höyüğünde yapılan kazı çalışmaları sonucunda,insanligin yerlesik düzene geçtikleri ilkçag olan Neolitik Çag’a (M.Ö.5000) ait kalintilar bulunmasi ,kentin çok eski tarihlerde varoldugunu göstermektedir.Bilinen Tarihin her döneminde varolan Tarsus ,daha önce bir liman kenti olması nedeniyle ,tarih boyunca çok sik araliklarla çesitli devletlerin saldirisina ugrayip ,el degistirmiştir.Özellikle Kidnos adiyla taninan bugünkü Tarsus Nehri’nin dogrudan denize döküldügü dönemlerde ,gemiler sehrin içine kadar giriyorlardi.
Tarsus, M.Ö. 1500’den itibaren Hitit, Asur, Pers Makedonya, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devletleri’nin hakimiyetine girmiştir.

Bugünkü şehir merkezinde ve civarında halen özellikle Romalilar devrine ait bir çok eser bulunmaktadır.Bu devirlerde Sehir bir ilim merkezi ve üniversite sehri olmustur.

Yıllar boyunca farklı inançlara hizmet eden tarih ve ilim merkezi olarak, dünyanın ilgi odağı olmuştur. Hz. İsa’nın ilk Havarisi Aziz Paul, Daniyal Peygamber, Hz. Muhammed’in müezzini Bilal-ı Habeşi, Harun Reşid’in oğlu Halife Ma’mun ve Antik Çağın ünlü filozofu Aristo, tabiplerin atası Lokman Hekim, Mısır Kraliçesi Kleopatra ve Romalı Komutan Antonius Tarsus’ta yaşamıştır.
Donuktaş
Anadolu’da Antik Çağlar’dan günümüze kadar gelebilen ve ne amaçla yapıldığı uzun yıllar tartışılan bu anıtsal yapı kalıntısının, bir Roma Tapınağı olduğu anlaşılmıştır. Dış duvarlarının uzunluğu 115 m, genişliği dıştan dışa 43 m, yüksekliği 7 m, kalınlığı 6.60 m’dir. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nden Nezahat Baydur’un yürüttüğü kazı çalışmalarının sonuçlarına göre, bu yapının bir tapınak olduğu anlaşılmıştır.

Çoğunluğu kaba mutfak kabı türünden Roma Çağı keramiği İle Bizans ve Osmanlı dönemi seramik parçaları karışık durumda ele geçmiştir. İçlerinde bir Hellenistik parça ile Demir Çağı’na ait birkaç parça vardır. Roma Çağı’na ait pişmiş topraktan kandiller, biri yılanbaşlı, ötekiler geometrik bezemeli 3 cam bilezik ve biri II. Constantius’a ait, öteki Geç Bizans döneminden 2 bronz sikke bulunmuştur. Donuktaş’ı gören gezgin Barbara, 1545 yıllarında yazdığı eserinde buranın bir saray olduğunu belirtmektedir. 19. yüzyılda yöreye gelen gezgin ve araştırmacılardan Raoul Rochet ise"Yunanlılar tarafından eklemeler yapılmış bir mezardır" diye yazar. F.Ravvden Chesney’e göre, burası büyük olasılıkla bir Jüpiter Tapınağıdır. Ancak Yunanlı Pagan Tarihçi Zosimos’u kaynak göstererek buranın Julien Aposta’nın kemiklerinin iran’dan Tarsus’a getirilerek, bu görkemli mezarın yapıldığını nakletmektedir. Hollanda’nın Tarsus Konsolosu Barker, 1835’de yazdığı "Kilikya" adlı eserinde:"Donuktaş, bir kral ailesinin mezarıdır. Fakat Serdanapal’in (Asurbanipal) mezarı değildir. Çünkü Serdanapol Ninova’da yakılmıştır" demektedir. Donuktaş, bazı yayınlarda Jüpiter Tapınağı olarak da geçmektedir.


Antik Cadde
1993 yılında Tarsus Belediyesi’nin Cumhuriyet alanında başlattığı temel hafriyatı ile ortaya çıkmıştır. 1995 yılında yapılan arkeolojik kazılar sonucunda, doğu-batı yönünde bir cadde ile çevresinde çeşitli dönemlere ait yapı kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.
7 m. genişliğinde bazalt taşı ile kaplı cadde, balık sırtı profillidir. Her iki yanında yüzey sularının drenajı için kum taşından yapılmış, iç bükey şeklindeki yağmur kanalları bulunmaktadır. Caddenin en ilginç özelliği ise, altında 2.20 m yüksekliğinde, 70 cm. genişliğindeki bir ana kanalın bulunmasıdır. Bu büyük kanal, sel sularını çevreye zarar vermeden Rehgrma Lagün gölü yönünde tahliye etmekteydi.
Caddenin iki yanındaki podyum üzerinde 2 m. aralıklarla l .20. m çapında Korint tipi başlıkları olan sütunlar bulunmaktaydı. LZoroğlu’na göre, caddeden daha sonra inşa edilen bu sütunlu revak, büyük olasılıkla Roma imparatoru Hadrianus’un Tarsus’u ziyareti nedeniyle yapılmıştır.
Bu çalışmalar kapsamında kazı alanının güneybatısında 2.yüzyılda yapılmış olduğu anlaşılan bir eve ait mozaik avlu bulunmuştur.


Kleopatra Kapısı (Deniz Kapısı)
Kleopatra Kapısı, Tarsuslu yerli halkın "Kancık Kapı" olarak adlandırdığı ve günümüze gelebilen tek antik kent kapısıdır. Bizans döneminde inşa edilen kent surlarının Dağ kapısı, Adana kapısı ve Deniz kapısı bulunuyordu. Evliya Çelebi, seyahatnamesinde Tarsus’u anlatırken, bu kapı için “İskele Kapısı” diye yazmıştır. Yapımında kesme taşlar ve horasan harcı kullanılmış, kemeri at nalı şeklinde ve yerden yüksekliği 6.17 m, derinliği ise 6.18 m’dir.
İç içe iki surdan oluşan kentte, savaş anında kapılar kapanmaktaydı. Kleopatra kapısı da bu sur kapılarından birisidir. Mısır’ın ünlü Kraliçesi Kleopatra’nın Romalı General Antonius ile Tarsus’da buluşmak üzere geldiklerinde, o zamanın limanı olan Gözlükule de büyük bir törenle karşılanarak, Deniz kapısından kente geldikleri söylenir. Bu nedenle Deniz kapısına Kleopatra kapısı da denilmektedir. Deniz kapısı daha sonraki yıllarda yıkılmış, yerine devşirme taşlardan bugünkü kapı yapılmıştır. Son yıllarda yapılan restorasyonla kapının orjinal özelliği kalmamıştır.


Tarsus Kalesi
İç ve dış surları olan 5 kapılı kale, 1832 yılında Tarsus’u işgal eden Mısırlı ibrahim Paşa’nın burada inşa ettirdiği bazı yapılar İçin, taşları sökülmüş, daha sonra da devam eden bu tahribatlar sonucunda kale neredeyse yok edilmiştir.

St.PauIus Kuyusu
St.Paulus MS. 3. yılında Tarsus’da doğmuş ve babasının mesleği olan çadır bezi dokumacılığı yapmıştır. Musevi Roma vatandaşı olan Aziz daha sonra isa’nın Havarisi olmuştur. Tarsus’da S.Paulus’un doğduğu ve yaşadığı ev olarak bilinen yapı kalıntısının ortasında bulunan kuyunun suyu, halk arasında şifalı olarak bilinir

.



Roma Hamamı (Altından Geçme)

Kentin merkezinde anıtsal antik bir yapı kalıntısı olarak göze çarpar. Tuğladan örülü, altından motorlu araçların da geçebileceği büyük kemer ve hamam duvarlarının bir kısmı, 19.yüzyıla ait konutların içinde kalmıştır. Bu kalıntılar, Roma döneminde kente teraziler ve kemerlerle su getirilmesinden sonra inşa edilen hamam kalıntısına aittir.


Eski Hamam
Roma döneminden kalma bir hamamdır. Diğer Roma Hamamı(Altından Geçme)’nın uzantısı, Eski Hamam’ın olduğu yere kadar uzanır. Kapının yanındaki kitabede H.1290, M.1873 yılında onarım gördüğü yazılıdır. Efsanevi Yılanlar Padişahı Şahmeran’ın burada kesildiğine ve kanının bu hamamın duvarlarına sıçradığına inanıldığından "Şahmeran Hamamı" da denilmektedir.

Roma Yolu
Roma yolu, Tarsus’a 15 km uzaklıkta Sağlıklı köyünün.yukarı kısmında bulunmaktadır. Roma yolu yüksek bir yerde olup, genişliği 2.94 ile 3.00 metre arasında değişmektedir. Sağlam kalan yerlerin uzunluğu 3 km kadardır.


Jüstinianus Köprüsü (Baç Köprüsü)
Adana-Ankara karayolunun Tarsus girişinde ve kuzeyinde bulunan bu üç gözlü köprü, Bizans imparatoru Jüstinianus tarafından Tarsus Çayı üzerinde inşa ettirilmiştir. Eski dönemlerde köprü geçişinden para alınması nedeniyle, bu köprüye vergi anlamına gelen "Baç" adı verilmiştir.


Eshab-ı Kehf (Yedi Uyurlar) Mağarası
Tarsus’un 12 km kuzeyinde bulunan Eshab-ı Kehf mağarası, dört köşe olarak kayadan oyulmuştur ve 15-20 basamakla girilir. Mağaranın üstünde 1873 yılında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan camiye sonradan üç şerefeli bir de minare eklenmiştir.
Eshab-ı Kehf diye adlandırılan ve kutsal kişiler olarak bilinen, Hristiyanlarca 7. Müslümanlarca 8. evliya olarak kabul edilen Yelmiha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Sazenuş, Debernuş ve Kefeştetayuş adındaki yedi genç ve köpekleri Kıtmir’e ait söylencenin çeşitli söylenceler bulunmaktadır.Ancak bunların hepsinde anlatılan ortak söylence şöyledir.
St.Paulus’un Hristiyanlık kurallarını yaydığı tarihlerden uzun bir süre sonra, Arap kaynaklarında Takyanus olarak geçen (Diocletianus?) Roma İmparatoru Tarsus’a gelmiş ve çok tanrılı dönemde tek tanrıya inandıkları için bu gençleri huzuruna çağırarak, onlara Roma dinine bağlı kalmalarını, aksi taktirde kendilerini öldürteceğini söylemiştir. Tek tanrıya inançlarından vazgeçmek istemeyen bu gençler, imparator tarafından verilen bir kaç günlük zamandan yararlanarak Tarsus yakınlarındaki bu mağaraya sığınmışlar ve orada mucizevi bir şekilde 300 yıl süren bir uykuya yatmışlardır, içlerinden ilk uyanan Yemliha, yiyecek almak için kente gittiğinde, elindeki paranın çok eski ve anlattıklarının akla uygun olmadığı anlaşılınca, onunla beraber mağaraya giderler. Ancak mağarada yedi yavru kuşun tünediği bir yuvadan başka bir şey göremezler. Bu nedenle bu mağara Yedi Uyurlar Mağarası olarak da anılmaktadır.
A.Akagündüz, Y.Baş, R.Tekin, O.Kaşıkçfnın hazırladıkları bir akademik çalışmaya göre; yazarlar, bu söylenceyi Kuran’ın Kehf suresinin 9-26 ayetlerinin açıklamasıyla ele almışlardır. Ayrıca 34’ü Türk-Islam, 2’si batılı olmak üzere 36 kaynağın sonuçlarına göre yayınladıkları kitapta, bu söylencenin yeri, Tarsus’daki Eshab-ı Kehf olarak gösterilmektedir. T.A.Çağlar, bu konuya farklı bir bakış açısı ile yaklaşarak, olayın geçtiği söylenen yerdeki konik dağ yapısını bir dağ kültü, isimlerin ise "nuş ve yüş" şeklinde ekler almasının, İslami veya antik olmaktan çok Labarnaş veya Hattuşaş gibi Hitit, Luwi veya Que kökenli olabileceğini öne sürmektedir.

Tarsus Şelalesi
Kentin 3 km. kuzeyinde bulunan Tarsus Çayı üzerindedir. Çay buradan 3 ila 5 m.lik yüksekliklerden dökülerek şelaleyi oluşturur. Romalılar döneminde çay kentin ortasından geçmekte, şelalenin bulunduğu alan ise nekropol (mezarlık) olarak kullanılmaktaydı.
Buradaki doğal konglomera yapısı, birçok yerde oyularak kaya mezarları haline getirilmişti. 

 

Düğün salonumuzu canlı olarak izleyebilmek için ;

0. 324. 614 05 27 veya 0. 324. 614 05 28 telefonlarımızdan bizi arayınız.

Pencereyi Kapat

ilkedesign © 2006 ana sayfa sitemap tarsus ergezer